|
-A-
Aba vakti aba, yaba vakti yaba : Her şey zamanında yapılırsa kişi
kazançlı olur.
Abanın kadri yağmurda bilinir : Daha önce kıymetsiz gibi görünen
bir çok şeyin, kullanım zamanı geldiğinde değeri artar.
Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister : Sosyal seviyesi
eşit insanlar birbirlerini çekemezler.
Acemi katır kapı önünde yük indirir : Elinden yeterince iş gelmeyen
kimseler, kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde yapamazlar veya
yarım bırakıp kaçarlar.
Acemi nalbant gibi kah nalına vurur, kah mıhına : Söylediği
sözlerle yaptığı işler arasında tutarlılık yoktur. Bunu da genellikle
bilmeyerek yapar.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz : Hayatta birçok problemlerle
karşılaşıp bunlardan başarı ile çıkmış olanlar, bundan sonra
karşılaşacakları zorlukları da atlatıp başarı ile çıkarlar.
Akıl kişiye sermayedir : Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması,
aklını kullanması ile orantılıdır.
At yedi günde, it yediği günde : Toplumlar arası ilişkilerde olgun
ve asil kişiler, kişiliklerini hemen ortaya koymazlar.
Ayranım ekşidir diyen olmaz : Her kişi neyi ele almışsa onun iyi
olduğunu savunur.
-B-
Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği : Kadınlar
için baba evinde kalmak, belli bir zamana kadar normaldir. Evlendiği zaman
ise kendi kurallarına göre yaşayacağından dolayı daha rahat olacaktır.
Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır : Aile reisi olan babanın
önceleri yaptığı kötü bir işin sıkıntısını çocuğu çeker.
Babadan mal kalır, kemal kalmaz : Babası ölen kişiye maddi
varlıklar kalabilir ama olgunluk ve fazileti miras olarak kalmaz.
Babaya dayanma, karıya güvenme : Kişi, maddi konularda babasına
değil kendine güvenmelidir. Kadın ise kolay etkilenen bir varlık olduğu
için verilen sırları bir başkasına aktarabilir.
Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar : Yaradılışı itibariyle iyi
olan kişi en kötü durumda bile olsa bu niteliğini kaybetmez.
Bal demekle ağız tatlanmaz : Güzel sözler söylemekle güzel şeyler
her zaman gerçekleşmez.
Besle kargayı oysun gözünü : Kıymet bilmez kişiler kendilerine
yapılan iyiliğe, kötülükle karşılık verebilirler.
Boşboğazı ateşe atmışlar, odun yaş diye bağırmış : Aklına her
geleni söyleyen kişiler,toplum içinde sevilmezler.
Büyük lokma ye büyük söz söyleme : Hayatta hiçbir zaman
başkalarının durumu küçümsenmemelidir.
-C-
Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer : Bilgisiz kişiler
etraflarına faydalı olamadıklarından ve davranışlarında olumlu sonuçlar
beklenmediğinden dolayı faydalı kişiler değildirler.
Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir : Alim her şeyi bilen
kimsedir. Yaptığının sonuçlarını bilir ve katlanır. Kendisi ile dost olmak
mümkün olduğu gibi düşman olunduğu zaman da bir noktada anlaşmak
mümkündür. Cahil kişiler iyi niyetli görünseler de onlarla anlaşmak
güçtür, hatta mümkün değildir.
Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur : Bir toplulukta çok
kişi ve fikir olsa da karar verme yetkisine sahip kimseler, kendi
bildiklerini uygularlar.
Can boğazdan gelir : İnsanın hareketli ve üretken bir yaşam
sürdürebilmesi için beslenme biçimine dikkat etmesi gerekir.
Can cümleden azizdir : İnsanlar kendi çıkarlarını her zaman
başkalarının çıkarlarından üstün görürler. Aksi şekilde davrandıklarında
bile kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman fedakarlık yapmaktan
vazgeçerler.
Can çıkmayınca huy çıkmaz : Hayat boyu kazanılan alışkanlıklar da
gelişir. Ama değiştirmek çok zordur. Kişi ölünceye kadar devam eder.
Canı acıyan eşek, atı geçer : Karşılaştığı bir konuda ziyan gören,
canı yanan kimse aynı zarara uğramamak için var gücüyle çalışır.
Canı kaymak isteyen, mandayı yanında taşır : Güzel ve varlıklı bir
yaşam sürmek isteyen kişi kendisine bu yaşamı sağlayacak olan varlıkları
çok yakınında bulundurmalıdır.
Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez : Hayatında dert ve sıkıntı
çekmemiş olan kişiler, mutluluğun kıymetini anlayamazlar.
Cins kedi ölüsünü göstermez : Soylu kimseler çok zor durumda da
olsalar, durumlarını belli etmezler.
Cömert ile nekesin harcı birdir : Parayı kullanma biçimi, onun
niteliğini değiştirmez.
-Ç-
Çabuk parlayan çabuk söner : Layık olmadıkları makamlara getirilen
kişilerin, bir süre sonra yetersizlikleri ortaya çıkar.
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme : İnsanlar davet
edildikleri yerlere mutlaka gitmelidirler. Çünkü davet eden kişi
tarafından istenmektedirler. Çağrılmayan yere gitmek ise yüzsüzlük ve
arsızlık olur.
Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez : Güzelliklerin simgesi olan
gülün çalıda yaşaması düşünülemez. Aynı şekilde, cahil kişiye de sözün
doğrusunu anlatmak mümkün değildir. Cahil olduğu için kendi bildiklerinin
dışında da doğruların bulunduğunu kabul etmesi mümkün değildir.
Çalışmak ibadetin yarısıdır : İbadet kişiyi kötülüklerden sıyırır,
iyilik yolunda ilerletir. Tanrı yolunda çalışmak ta kişiyi kötü
duygulardan arındırır. Bunun içindir ki çalışmak, ibadet kadar büyük değer
taşır.
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını : Kişi hayatında bilerek ve
isteyerek kimseye kötülük yapmamalıdır. Böyle bir durumun gerçekleşmesi
halinde, günün birinde benzer olumsuzlukları yaşaması muhtemeldir.
Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak, cümlenin muradını verecek hak : Her
kul Tanrı'sından kendi çıkarları doğrultusunda istekte bulunur. Bu
istekler birbirine zıt da olabilir. Ama Tanrı bu dilekleri şaşmaz bir
düzen, uygun gördüğü biçimde yerine getirir.
Çirkefe taş atma, üzerine sıçrar : Çevrelerinde kötü, edepsiz
tanınan kişilerle ilişkiye girmek doğru değildir.
Çocuktan al haberi : Art niyet taşımayan çocuklar, başkalarının
yanında her şeyi çekinmeden konuşurlar.
Çürük tahta çivi tutmaz : Esas niteliği bozulmuş bir şeyi eski
haline getirmek mümkün değildir.
-D-
Dağ başından duman eksik olmaz : Toplumda yüksek ekonomik ve sosyal
seviyeye sahip insanların, bu konumlarından kaynaklanan bir takım üzüntü
ve sıkıntıları vardır. Bu durum, zenginlik ve yüksek makam devam ettiği
sürece hiç eksilmez.
Dağ dağ üstünde olur, ev ev üstünde olmaz : En olmayacak şeyler
bile bir gün gerçekleşebilir. Ama iki ailenin aynı ev ortamında yaşaması
düşünülemez.
Damlaya damlaya göl olur : Küçük çabalar, büyük problemlerin
çözümüne yardımcı olabilirler.
Danışan dağı aşmış, danışmayan yolu şaşmış : Bilmediğini
başkalarına soran kimse, işi iyi ve çabuk bitirir. Fikir alışverişinde
bulunmayanlar ise başarı elde edemezler.
Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz : Kötü malzeme
ile güzel bir iş meydana getirilemez. Yeteneksiz kişiler, büyük
sorumlulukların gerektirdiği çabayı gösteremezler.
Davul dengi dengine diye çalar : Birlikte yaşayacak veya arkadaş
olacak insanların eşitiyle beraber olması lazımdır. Yoksa yapılacak her
işte başarısızlık kaçınılmaz olur.
Devir tavında, dilber çağında : Bir işin başarılması için, o an
değerlendirilmesi gereken zaman dilimleri vardır.
Dikensiz gül olmaz : Yaşanan her başarı ve mutluluğun yanında, bu
sürecin parçası olan küçük olumsuzluklar da mevcuttur.
Düt demeye dudak ister : Niteliği ne olursa olsun, bir işi
başarabilmek için yetenek ve imkanlar gereklidir.
-E-
Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane : Kişinin çok önceden
belirlenmiş bir alın yazısı vardır. Bu kurala göre zamanı gelince
ölecektir. Bu ölüme bir neden bulunur. Esas sebep o kişinin tanrı katına
çağrılmasıdır.
Ecele çare olmaz : Hayatta her durumun çaresi bulunabilir. Ama
ölümü engellemek imkansızdır.
Eceli gelen köpek cami duvarına işer : Bir toplulukta bütün
insanların kutsal saydığı şeyleri kötüleyenler, hiçbir zaman sevilip
istenmezler.
Edebi, edepsizden öğren : Edepsiz kişinin hareketlerini gören,
sonuçlarını izleyen kişi, bunların kötülüklerini görür ve yapmamaya
çalışır.
Eden bulur, inleyen ölür : Başkasına kötülük eden kimse en sonunda
yaptıklarının cezasını çeker.
Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur : Verimin yüksekliği,
çalışmanın etkili bir şekilde gerçekleşmesine bağlıdır.
Esirgenen göze çöp batar : Bir konu üzerine gereğinden fazla
yoğunlaşmak, aksilikleri de beraberinde getirebilir.
Evdeki hesap çarşıya uymaz : Planlanan durumlar ile ulaşılan sonuç,
her zaman aynı olmayabilir.
-F-
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp : Toplum yaşamında herkes aynı
gelir düzeyine sahip olmayabilir. Fakir de olsa zengin de olsa çalışmamak,
başkalarının sırtından geçinmeye uğraşmak tembelliktir.
Fala inanma, falsız da kalma : Fala inanmak doğru değildir, aslı
yoktur. Yine de insan güzel sözler duymaktan hoşlanır.
Fare, çıktığı deliği bilir : Toplumun onaylamadığı işleri yapanlar,
sıkıştıkları zaman nasıl hareket edeceklerini önceden hesaplarlar.
Faydasız baş, mezara yaraşır : Hiçbir iş yapmadan başkalarının
sırtından geçinen kimseler ölmüş sayılırlar. Çünkü ölülerin de faydası
yoktur.
Fazla aş, ya karın ağrıtır ya baş : Çok yemek kişinin sağlığını
olumsuz yönde etkiler. Bu yüzden kararında yemek gerekir.
Fazla naz aşık usandırır : Kişinin kaprislerine yakınları bir süre
katlanabilirler. Ama bu naz devam edecek olursa etrafındakilere de sıkıntı
verir.
Felek kimine kavun yedirir, kimine kelek : Aynı toplumda şanslı ve
şanssız kişilerin bir arada bulunmaları doğaldır.
Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü : Toplumda saygın bir yeri
olan kişiler, mevki kaybına uğradıklarında aykırı davranmaktan
çekinmezler.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar : Kişinin içinde bulunduğu
çevrenin ekonomik ve sosyal yapısı, ulaşılan sonuçların niteliğini
etkiler.
-G-
Gafile kelam, nafile kelam : Etrafında olan biteni umursamayan
kimseleri doğru yola getirmek için yapılan uyarılar boşunadır.
Garibin yardımcısı Allah'tır : Garip kişilerin yardımına gönlündeki
inancın büyüklüğü oranında ancak Allah yardım eder.
Garip kuşun yuvasını Allah yapar : Tanrı'ya inanmış kişileri, tanrı
sıkıntı içinde bırakmaz. Onlar bir süre sıkılsalar da Tanrı bir yerden bir
şey bağışlayarak sıkıntılarını ya kaldırır ya da hafifletir.
Gavurun tembeli keşiş, Müslüman'ın tembeli derviş : Bütün dinler
çalışmayı emreder. Bazı kimseler ise dini çıkarları doğrultusunda
kullanıp, çalışmadan yaşamanın yollarını bulurlar ki kendileri için çok
kötü bir davranışı gerçekleştirmiş olurlar.
Geç olsun, güç olmasın (Başarılması çok zor işler için söylenir) :
Yapılan işlerin başarıya ulaşması ve birtakım engellerin ortadan
kaldırılması için fazla zaman harcanmasının ziyanı yoktur.
Gel demek kolay, git demek güçtür : Bir konuğu davet etmek, bir
insanı iş bulup yerleştirmek kolay ve zevk verici uğraşlardır. Ama sıkıntı
veren konuğa artık git demek, işini hafife alan kimseye işe gelme demek
çok zordur. Bunun için insanlara bir iyilikte bulunulacağı zaman iyi
düşünülmeli, layık olana bu hizmet verilmelidir.
Gelen gideni aratır : Tanışılan kişiler, unutulanlardan daha büyük
hatalar yapabilir anlamında kullanılır.
Gezen ayağa taş değer : Gereksiz davranışlarda bulunan kişiler,
kendilerine zararlı durumların ortaya çıkmasına sebep olabilirler.
Göz görür, gönül çeker : Kişi ancak ilgi duyduğu konulara karşı
gözlemde bulunur. |
|
|
|
|
-A-
Aba vakti aba, yaba vakti yaba : Her şey zamanında yapılırsa kişi
kazançlı olur.
Abanın kadri yağmurda bilinir : Daha önce kıymetsiz gibi görünen
bir çok şeyin, kullanım zamanı geldiğinde değeri artar.
Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister : Sosyal seviyesi
eşit insanlar birbirlerini çekemezler.
Acemi katır kapı önünde yük indirir : Elinden yeterince iş gelmeyen
kimseler, kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde yapamazlar veya
yarım bırakıp kaçarlar.
Acemi nalbant gibi kah nalına vurur, kah mıhına : Söylediği
sözlerle yaptığı işler arasında tutarlılık yoktur. Bunu da genellikle
bilmeyerek yapar.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz : Hayatta birçok problemlerle
karşılaşıp bunlardan başarı ile çıkmış olanlar, bundan sonra
karşılaşacakları zorlukları da atlatıp başarı ile çıkarlar.
Akıl kişiye sermayedir : Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması,
aklını kullanması ile orantılıdır.
At yedi günde, it yediği günde : Toplumlar arası ilişkilerde olgun
ve asil kişiler, kişiliklerini hemen ortaya koymazlar.
Ayranım ekşidir diyen olmaz : Her kişi neyi ele almışsa onun iyi
olduğunu savunur.
-B-
Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği : Kadınlar
için baba evinde kalmak, belli bir zamana kadar normaldir. Evlendiği zaman
ise kendi kurallarına göre yaşayacağından dolayı daha rahat olacaktır.
Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır : Aile reisi olan babanın
önceleri yaptığı kötü bir işin sıkıntısını çocuğu çeker.
Babadan mal kalır, kemal kalmaz : Babası ölen kişiye maddi
varlıklar kalabilir ama olgunluk ve fazileti miras olarak kalmaz.
Babaya dayanma, karıya güvenme : Kişi, maddi konularda babasına
değil kendine güvenmelidir. Kadın ise kolay etkilenen bir varlık olduğu
için verilen sırları bir başkasına aktarabilir.
Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar : Yaradılışı itibariyle iyi
olan kişi en kötü durumda bile olsa bu niteliğini kaybetmez.
Bal demekle ağız tatlanmaz : Güzel sözler söylemekle güzel şeyler
her zaman gerçekleşmez.
Besle kargayı oysun gözünü : Kıymet bilmez kişiler kendilerine
yapılan iyiliğe, kötülükle karşılık verebilirler.
Boşboğazı ateşe atmışlar, odun yaş diye bağırmış : Aklına her
geleni söyleyen kişiler,toplum içinde sevilmezler.
Büyük lokma ye büyük söz söyleme : Hayatta hiçbir zaman
başkalarının durumu küçümsenmemelidir.
-C-
Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer : Bilgisiz kişiler
etraflarına faydalı olamadıklarından ve davranışlarında olumlu sonuçlar
beklenmediğinden dolayı faydalı kişiler değildirler.
Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir : Alim her şeyi bilen
kimsedir. Yaptığının sonuçlarını bilir ve katlanır. Kendisi ile dost olmak
mümkün olduğu gibi düşman olunduğu zaman da bir noktada anlaşmak
mümkündür. Cahil kişiler iyi niyetli görünseler de onlarla anlaşmak
güçtür, hatta mümkün değildir.
Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur : Bir toplulukta çok
kişi ve fikir olsa da karar verme yetkisine sahip kimseler, kendi
bildiklerini uygularlar.
Can boğazdan gelir : İnsanın hareketli ve üretken bir yaşam
sürdürebilmesi için beslenme biçimine dikkat etmesi gerekir.
Can cümleden azizdir : İnsanlar kendi çıkarlarını her zaman
başkalarının çıkarlarından üstün görürler. Aksi şekilde davrandıklarında
bile kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman fedakarlık yapmaktan
vazgeçerler.
Can çıkmayınca huy çıkmaz : Hayat boyu kazanılan alışkanlıklar da
gelişir. Ama değiştirmek çok zordur. Kişi ölünceye kadar devam eder.
Canı acıyan eşek, atı geçer : Karşılaştığı bir konuda ziyan gören,
canı yanan kimse aynı zarara uğramamak için var gücüyle çalışır.
Canı kaymak isteyen, mandayı yanında taşır : Güzel ve varlıklı bir
yaşam sürmek isteyen kişi kendisine bu yaşamı sağlayacak olan varlıkları
çok yakınında bulundurmalıdır.
Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez : Hayatında dert ve sıkıntı
çekmemiş olan kişiler, mutluluğun kıymetini anlayamazlar.
Cins kedi ölüsünü göstermez : Soylu kimseler çok zor durumda da
olsalar, durumlarını belli etmezler.
Cömert ile nekesin harcı birdir : Parayı kullanma biçimi, onun
niteliğini değiştirmez.
-Ç-
Çabuk parlayan çabuk söner : Layık olmadıkları makamlara getirilen
kişilerin, bir süre sonra yetersizlikleri ortaya çıkar.
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme : İnsanlar davet
edildikleri yerlere mutlaka gitmelidirler. Çünkü davet eden kişi
tarafından istenmektedirler. Çağrılmayan yere gitmek ise yüzsüzlük ve
arsızlık olur.
Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez : Güzelliklerin simgesi olan
gülün çalıda yaşaması düşünülemez. Aynı şekilde, cahil kişiye de sözün
doğrusunu anlatmak mümkün değildir. Cahil olduğu için kendi bildiklerinin
dışında da doğruların bulunduğunu kabul etmesi mümkün değildir.
Çalışmak ibadetin yarısıdır : İbadet kişiyi kötülüklerden sıyırır,
iyilik yolunda ilerletir. Tanrı yolunda çalışmak ta kişiyi kötü
duygulardan arındırır. Bunun içindir ki çalışmak, ibadet kadar büyük değer
taşır.
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını : Kişi hayatında bilerek ve
isteyerek kimseye kötülük yapmamalıdır. Böyle bir durumun gerçekleşmesi
halinde, günün birinde benzer olumsuzlukları yaşaması muhtemeldir.
Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak, cümlenin muradını verecek hak : Her
kul Tanrı'sından kendi çıkarları doğrultusunda istekte bulunur. Bu
istekler birbirine zıt da olabilir. Ama Tanrı bu dilekleri şaşmaz bir
düzen, uygun gördüğü biçimde yerine getirir.
Çirkefe taş atma, üzerine sıçrar : Çevrelerinde kötü, edepsiz
tanınan kişilerle ilişkiye girmek doğru değildir.
Çocuktan al haberi : Art niyet taşımayan çocuklar, başkalarının
yanında her şeyi çekinmeden konuşurlar.
Çürük tahta çivi tutmaz : Esas niteliği bozulmuş bir şeyi eski
haline getirmek mümkün değildir.
-D-
Dağ başından duman eksik olmaz : Toplumda yüksek ekonomik ve sosyal
seviyeye sahip insanların, bu konumlarından kaynaklanan bir takım üzüntü
ve sıkıntıları vardır. Bu durum, zenginlik ve yüksek makam devam ettiği
sürece hiç eksilmez.
Dağ dağ üstünde olur, ev ev üstünde olmaz : En olmayacak şeyler
bile bir gün gerçekleşebilir. Ama iki ailenin aynı ev ortamında yaşaması
düşünülemez.
Damlaya damlaya göl olur : Küçük çabalar, büyük problemlerin
çözümüne yardımcı olabilirler.
Danışan dağı aşmış, danışmayan yolu şaşmış : Bilmediğini
başkalarına soran kimse, işi iyi ve çabuk bitirir. Fikir alışverişinde
bulunmayanlar ise başarı elde edemezler.
Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz : Kötü malzeme
ile güzel bir iş meydana getirilemez. Yeteneksiz kişiler, büyük
sorumlulukların gerektirdiği çabayı gösteremezler.
Davul dengi dengine diye çalar : Birlikte yaşayacak veya arkadaş
olacak insanların eşitiyle beraber olması lazımdır. Yoksa yapılacak her
işte başarısızlık kaçınılmaz olur.
Devir tavında, dilber çağında : Bir işin başarılması için, o an
değerlendirilmesi gereken zaman dilimleri vardır.
Dikensiz gül olmaz : Yaşanan her başarı ve mutluluğun yanında, bu
sürecin parçası olan küçük olumsuzluklar da mevcuttur.
Düt demeye dudak ister : Niteliği ne olursa olsun, bir işi
başarabilmek için yetenek ve imkanlar gereklidir.
-E-
Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane : Kişinin çok önceden
belirlenmiş bir alın yazısı vardır. Bu kurala göre zamanı gelince
ölecektir. Bu ölüme bir neden bulunur. Esas sebep o kişinin tanrı katına
çağrılmasıdır.
Ecele çare olmaz : Hayatta her durumun çaresi bulunabilir. Ama
ölümü engellemek imkansızdır.
Eceli gelen köpek cami duvarına işer : Bir toplulukta bütün
insanların kutsal saydığı şeyleri kötüleyenler, hiçbir zaman sevilip
istenmezler.
Edebi, edepsizden öğren : Edepsiz kişinin hareketlerini gören,
sonuçlarını izleyen kişi, bunların kötülüklerini görür ve yapmamaya
çalışır.
Eden bulur, inleyen ölür : Başkasına kötülük eden kimse en sonunda
yaptıklarının cezasını çeker.
Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur : Verimin yüksekliği,
çalışmanın etkili bir şekilde gerçekleşmesine bağlıdır.
Esirgenen göze çöp batar : Bir konu üzerine gereğinden fazla
yoğunlaşmak, aksilikleri de beraberinde getirebilir.
Evdeki hesap çarşıya uymaz : Planlanan durumlar ile ulaşılan sonuç,
her zaman aynı olmayabilir.
-F-
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp : Toplum yaşamında herkes aynı
gelir düzeyine sahip olmayabilir. Fakir de olsa zengin de olsa çalışmamak,
başkalarının sırtından geçinmeye uğraşmak tembelliktir.
Fala inanma, falsız da kalma : Fala inanmak doğru değildir, aslı
yoktur. Yine de insan güzel sözler duymaktan hoşlanır.
Fare, çıktığı deliği bilir : Toplumun onaylamadığı işleri yapanlar,
sıkıştıkları zaman nasıl hareket edeceklerini önceden hesaplarlar.
Faydasız baş, mezara yaraşır : Hiçbir iş yapmadan başkalarının
sırtından geçinen kimseler ölmüş sayılırlar. Çünkü ölülerin de faydası
yoktur.
Fazla aş, ya karın ağrıtır ya baş : Çok yemek kişinin sağlığını
olumsuz yönde etkiler. Bu yüzden kararında yemek gerekir.
Fazla naz aşık usandırır : Kişinin kaprislerine yakınları bir süre
katlanabilirler. Ama bu naz devam edecek olursa etrafındakilere de sıkıntı
verir.
Felek kimine kavun yedirir, kimine kelek : Aynı toplumda şanslı ve
şanssız kişilerin bir arada bulunmaları doğaldır.
Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü : Toplumda saygın bir yeri
olan kişiler, mevki kaybına uğradıklarında aykırı davranmaktan
çekinmezler.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar : Kişinin içinde bulunduğu
çevrenin ekonomik ve sosyal yapısı, ulaşılan sonuçların niteliğini
etkiler.
-G-
Gafile kelam, nafile kelam : Etrafında olan biteni umursamayan
kimseleri doğru yola getirmek için yapılan uyarılar boşunadır.
Garibin yardımcısı Allah'tır : Garip kişilerin yardımına gönlündeki
inancın büyüklüğü oranında ancak Allah yardım eder.
Garip kuşun yuvasını Allah yapar : Tanrı'ya inanmış kişileri, tanrı
sıkıntı içinde bırakmaz. Onlar bir süre sıkılsalar da Tanrı bir yerden bir
şey bağışlayarak sıkıntılarını ya kaldırır ya da hafifletir.
Gavurun tembeli keşiş, Müslüman'ın tembeli derviş : Bütün dinler
çalışmayı emreder. Bazı kimseler ise dini çıkarları doğrultusunda
kullanıp, çalışmadan yaşamanın yollarını bulurlar ki kendileri için çok
kötü bir davranışı gerçekleştirmiş olurlar.
Geç olsun, güç olmasın (Başarılması çok zor işler için söylenir) :
Yapılan işlerin başarıya ulaşması ve birtakım engellerin ortadan
kaldırılması için fazla zaman harcanmasının ziyanı yoktur.
Gel demek kolay, git demek güçtür : Bir konuğu davet etmek, bir
insanı iş bulup yerleştirmek kolay ve zevk verici uğraşlardır. Ama sıkıntı
veren konuğa artık git demek, işini hafife alan kimseye işe gelme demek
çok zordur. Bunun için insanlara bir iyilikte bulunulacağı zaman iyi
düşünülmeli, layık olana bu hizmet verilmelidir.
Gelen gideni aratır : Tanışılan kişiler, unutulanlardan daha büyük
hatalar yapabilir anlamında kullanılır.
Gezen ayağa taş değer : Gereksiz davranışlarda bulunan kişiler,
kendilerine zararlı durumların ortaya çıkmasına sebep olabilirler.
Göz görür, gönül çeker : Kişi ancak ilgi duyduğu konulara karşı
gözlemde bulunur. |
|
|
|
|
-O-
Oduncunun gözü omcada : Bütün insanlar kendi işlerine yarayan
şeylerle çok yakından ilgilenirler.
Oğlan dayıya, kız halaya çeker : Oğlan çocuğu genlerin tesiri ile
dayıya, kız ise halaya çeker, onun hareket ve tavırlarını alır. (Halk
arasında yapılan bir yorumdur)
Oğlanınki oğul bağı, kızınki bahçe gülü : Kişinin torunu oğlundan
olursa oğul balı diyerek ,kız evlattan olursa bahçe gülü diyerek sevinir.
Olacakla öleceğe çare yoktur : İnsanların yaşam boyu
karşılaşacakları ne varsa doğarken belli olur ama kişi bunu bilmez.
Başımıza gelen ve elimizde olmayan sebeplerle oluşan olaylara çok
üzülmemek gerekir.
Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz : Hayatta hiç ummadığımız olaylar, en
şaşırtıcı biçimde karşımıza çıkabilir.
Orman olur da domuz olmaz mı? : İyi bir ortamda çıkarcılar
bulunabilir, bulunması doğaldır.
Osmanlı'nın ekmeği dizindedir : İşlerimizin başarılı olması için
kendimize ayırdığımız zaman çok olmamalıdır. İşlerimize ne kadar ağırlık
verirsek o kadar başarılı oluruz.
Osurukla boya boyanmaz : Gerekli bilgi ve görgü olmadan bir işi tam
olarak görüp bitirmek imkansızdır.
Otu çek köküne bak : Bir kimsenin hakkında tam olarak bilgi sahibi
olmak istenirse o kimsenin soyunu sopunu çok iyi incelemek gerekir.
-Ö-
Ödünç; güle güle gelir, ağlaya ağlaya gider : Ödünç verilirken
veren de alan da güler yüzlüdür, mutludur. Ödünç alınan geri verilirken
ise durum değişiktir. Para veren kimse de parasını zamanında alamazsa
tarafların arası çok çabuk bozulur.
Öfke baldan tatlıdır : İnsan sinirlendiği zaman bağırır çağırır,
rahatlar.
Öfkeyle kalkan zararla oturur : Aniden öfkelenerek sergilenen
davranışlar kırıcı olur. Sonuçları önceden tasarlanamaz.
Öküze boynuzu yük değil : Meşgul olduğu iş,kişiye yük olmaz. Onları
yaşamının bir parçası olarak kabul eder.
Öksüz çocuk göbeğini kendisi keser : Bir koruyanı, kollayanı
olmayan kimseler her işlerini kendileri yapmak zorundadır.
Ölenle birlikte ölünmez : Ölüm kaçınılmazdır. Ölen bir kimsenin
ardından yas tutmak ta onu geri getirmeyecektir. Bu durumu bilerek ona
göre davranmak gereklidir.
Ölüm var, dirim var : İnsanlar malını ve zamanını, varlığını
düşünerek kullanmalıdır, geleceğini düşünmelidir.
Ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek de oraya gider : Bir
ailede büyükler nasıl bir yaşam içindelerse çocuklar da benzer bir hayat
sürdürürler.
Öpülecek el ısırılmaz : Hürmet gösterilmesi gereken kişilere
saygısızlık etmek hatadır.
-P-
Padişah yasağı üç gün sürer : Padişahlık idaresi, bir kişinin
sözünün geçtiği bir yöntemdir, keyfidir. Bugün çıkarılan yasaklar, yarın
bir neden ile ortadan kaldırılırlar. Bunun içindir ki emirlerinin devamlı
olacağını düşünmemek lazımdır.
Palamut çok biterse kış erken olur : Uzun yılların tecrübesine
dayanılarak elde edilen sonuçlara göre meşe ağaçlarında palamudun çok
olması kışın erken geleceğini gösterir.
Papaz her gün pilav yemez : Her işi daima bir kişiye yaptırmak
doğru değildir. O kişi çok defalar ses çıkarmadan bu sıkıntıya katlandıysa
da günün birinde yapamayacak duruma gelir ve yapmaz. Bunun için insanları
usandırmayacak bir yöntem izlemekte yarar vardır.
Para dediğin el kiri : İnsanlar bütün ömürlerini paraya
bağlamamalıdırlar.
Para ile imanın kimde olduğu bilinmez : Para bütün toplumlarda
dikkati çeken bir araçtır. İman ise tanrı ile kul arasında olduğu için
başkalarının bilmesine gerek yoktur. Söylenilmesi de acayiplik yaratır.
Pazar ilk pazardır : Pazara götürüp satmak istediğimiz mala verilen
ilk fiyat en iyi fiyattır.
Perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir : Bir işin nasıl
sonuçlanacağı, işin bugünkü durumundan belli olur.
Pilav yiyen, kaşığı belinde gerek : Bir işe girişmek isteyen
kimseler o iş için gerekenleri yanlarında bulundurmak zorundadırlar.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın : Kişi, bir olayın sonuçlanması
için elinden gelen gayreti göstermelidir.
-R-
Rağbet güzel ile zenginedir : Güzel ve zengin olan kimseler her
zaman ilgi görürler. El üstünde tutulurlar.
Rahat ararsan mezarda : Yaşayan her kişinin az veya çok kendine
göre bir derdi, sıkıntısı mutlak bulunur.
Ramazanda yalan söyleyenin yüzü, bayramda kara olur : Hayatta her
zaman doğru olmalı, doğru davranılmalıdır. Yalan söylemek, belki bir zaman
için etrafımızdaki kandırmamıza neden olur. Ama gelişen olaylar, söylenen
yalanı bir gün mutlak surette açığa çıkartır.
Rençber kırk yılda, tüccar kırk günde : Rençberin büyük emek
harcayarak kazandığını, tüccar küçük bir ticaret oyunu ile kazanır.
Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar : Doğru yoldan ayrılan
ve şerefini rüşvet için feda eden kişiden her kötülüğü beklemek
gerekmektedir.
Rüzgar eken fırtına biçer : Etrafında bulunanlara her zaman kötülük
yapan kimseler sonunda mutlaka büyük kötülüklerle karşılaşırlar
Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz : Meydana gelmiş hiçbir olay
sebepsiz değildir.
Rüzgara karşı tüküren, kendi yüzüne tükürür : Kendi gücünün üstünde
bir güç ile uğraşmak isteyen kimseler sonunda kendileri ziyanlı çıkarlar.
Rüzgarlı havanın kuytusu,yağmurlu havanın uykusu : Rüzgarda kuytu
bir yer bulmak rahatlıktır.
-S-
Sabah ola, hayır ola : Sabahlar güçlü başlangıçlardır. Verimlili
için günün bu saatlerini değerlendirmek gereklidir.
Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır : Bir konuda sıkıntılı günlere
katlanmak zordur. Ama dayanıldığı takdirde sonuçları güzeldir.
Sabreden derviş, muradına ermiş : Sabırlı olan kişiler, isteklerine
kavuşurlar. Sabır ile mücadele edildiğinde başarı mutlaka bizim olacaktır.
Sabrın sonu selamettir : Karşılaştığı bütün zorluklardan hemen
yılıp kaçmayan, sabretmesini bilen kimselerin işleri sonunda başarıya
ulaşırlar.
Saç sefadan tırnak cefadan uzar : Keyifli insanların saçları,
sıkıntıda olanların tırnakları uzar. (yaygın bir halk görüşü)
Saçım ak mı kara mı? Önüne düşünce görürsün : Konunun nasıl
olduğunu sormaya gerek yoktur. Çok geçmeden bitecektir anlamında
kullanılır.
Sade pirinç zerde olmaz, bal da gerek kazana; ata malı tez tükenir,
evlat gerek kazana : İnsanlara babasından mal kalır. Ama bu, kişinin o
malı iyi kullanacağını göstermez. Hazır yemeye başlanırsa tez zamanda
tükenir, biter. Kişi kendine, kendi emeğine güvenmelidir.
Sana taşla vurana sen aşla vur : Kötülük yapan kimselere iyilik
yapmak insanlık kuralıdır.
Sanat altın bileziktir : Sanat bir kimsenin bir işi en iyi bir
biçimde her yerde ve şartta yapmasıdır.
-Ş-
Şahin ile deve avlanmaz : Her işi yapmanın bir yöntemi vardır.
Şahin küçük et yer, deve büyük ot yer : İnsanlar fiziki
görünüşlerine göre değil, yaradılış özelliklerine göre davranırlar.
Görünüşü küçük olan kişi, her zaman güçsüz olarak görülmemelidir.
Şakanın sonu kakadır : Devamlı şaka yapmak hatalıdır. Önce güzel ve
eğlenceli gelirse de bir zaman sonra dayanma gücü azalır ve küçük
kırgınlıklar ortaya çıkar.
Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar : Her iş, bir düşünce
ile, bir plan ile yapılmalıdır. Ne yaptığını iyi bilmeyen kimseler,
giriştikleri işlerde akılcı yollardan ayrılırlar.
Şer işi uzat hayra dönsün, hayır işi uzatma şerre dönmesin : Kötü
olan işlerin üzerinde çalışmalı, o işi iyiye çevirmelidir. İyi olan işleri
hemen sonuçlandırmak gereklidir.
Şeriatın kestiği parmak acımaz : Kanunlar herkese eşit olarak
uygulanmalıdır. Böyle olursa, kanunda yazılan cezaya kimse itiraz edemez,
boyun eğer.
Şeytanla ortak buğday eken samanını alır : Hilekar, sorumsuz
kimselerle ortak olanlar, yapılan işin zararını yüklenirler.
Şimşek çakmadan gök gürlemez : Söylenen, konuşulan her olay daha
önceki başka bir olaydan kaynaklıdır.
Şöhret felakettir : Ünlü olmak birçok sıkıntıyı da beraberinde
getirir.
-T-
Tabak sevdiği deriyi yerden yere çalar : İnsanlar, ileride başarılı
olmasını istedikleri kişileri kıyasıya çalıştırırlar.
Tabancanın dolusu bir kişiyi, boşu kırk kişiyi korkutur :
Tabancayı, sinirli olunan durumlarda lüzumsuz yere kullanmak sahibinin
başına dert açar. Ama tabanca; taşıyan kişinin belinde iken çok kimse bu
durumdan ürker.
Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar : Düşündüğünü uygulaması
nasip olmayacak kişinin karşısına, hatıra hayale gelmeyen engeller çıkar.
Tandır başında bağ dikmek kolaydır : Hayal kurmakla sorunlar
çözümlenemez. Esas problem, düşleri uygulama alanına sokmaktır.
Tarla çayırda, bağ bayırda : Tarla ve bağ alırken yerlerine dikkat
edilmelidir.
Taş düştüğü yerde ağırdır : İnsanın değeri bulunduğu çevrede iyi
bilinir.
Tatarın kılavuza ihtiyacı yok : Yapacağı işi çok iyi bilen
kimselere başkalarının yardım etmesi gerekmez.
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır : Kişi bulunduğu yerde yeni
kimselerle tanışırsa rahatlar. |
|
|
|
-U-
Ucuzdur vardır bir illeti, pahalıdır vardır bir hikmeti : Ucuz
mallar genellikle kalitesizdirler. Kısa bir zaman sonra kullanılamaz hale
gelirler. Bunun için o mal bize daha da pahalıya gelmiş olur.
Ulu sözü dinlemeyen uluyakalır : Tecrübeli kimselerin sözlerini
dinlemeyip kendi kafası doğrultusunda giden kimseler sonunda büyük
zararlara uğrarlar. Sıkıntı ve dertten kurtulamazlar.
Ulular köprü olsa basıp geçme : İnsan kendinden büyüklere her zaman
hürmet etmelidir.
Ummadığın taş baş yarar : Dış görünüşe bakılıp verilen kararlar,
bazen büyük hatalara yol açabilirler.
Umut fakirin ekmeğidir : Fakir olan kimseler, kısa süre sonra
durumlarının değişeceğini düşünerek avunurlar.
Ustanın çekici bin altın : Sanatkar kimseler bir çok kişinin
yapamadığı bir işi çok kısa bir sürede küçük bir hareketle yapıverirler.
Uyku ölümün kardeşidir : Uyuyan kimsenin dünya ile ilgisi kesilir.
Olup bitenden haberi olmaz.
Uyuyan yılanın kuyruğuna basma : Kimseye zararı dokunmayan
kimseleri kızdırmak, başkalarının zarar görmesine yol açabilir.
Uzaktan davulun sesi hoş gelir : Özelliğini iyi bilmediğimiz iş ve
konuların sıkıntılarını da bilmemize imkan yoktur. Bazen çok zor bir
konuyu çok kolaymış gibi kabul ettiğimiz de olur.
-Ü-
Üç elli, yaz belli : Kasım ayının sekizinden sonra üç defa elli gün
sayılırsa nisan ayına, yani havaların ısındığı aya girilmiş olunur.
Soğuklar biter.
Üç göç, bir yangının yerini tutar : Bir yerden bir yere taşınma
zahmetli ve ziyanlı bir iştir.
Üremesini bilmeyen it, sürüye kurt gelir : Bir toplulukta nasıl
davranılması gerektiğini bilmeyen kimseler, kendileriyle birlikte
başkalarının da başına dert açarlar.
Üşenenin oğlu, kızı olmamış : İnsan bir varlık elde etmek istiyorsa
tembel tembel oturmamalıdır.
Üzüm üzüme baka baka kararır : Çok samimi olan kimseler,
birbirlerinin huylarını benimserler.
Üzümün çöpü var, armudun sapı : Her konunun kendine göre ufak
olumsuzlukları bulunabilir. Bir işin olumlu yönleri dururken, olumsuz
olanları üzerinde yoğunlaşmak doğru değildir.
Üzümün ye de bağını sorma : Sunulan imkanların kaynağını sorgulamak
her zaman doğru olmayabilir.
-V-
Vücut kocar, gönül kocamaz : Hangi yaşta olursa olsun kişi gönlü
sayesinde hep genç kalmayı başarabilir.
Verirsen doyur, vurursan duyur : Yardım yapılacaksa gereken ölçüde
yapılmalıdır.
Veren el, alandan üstündür : Yardım ve iyiliksever kimseleri herkes
sever, sayar.
Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun, dardır yolun : Parası çok
olan kimseye herkes iltifat eder, yakınında bulunmak ister. Yoksullara
kimse yüz vermez. Adını deliye de çıkarabilirler.
Varsa hünerin, her yerde vardır yerin : Hüner, kişinin her şartta
en iyi yaptığı, başarılı sonuç aldığı yeteneğidir. Bunun içindir ki her
kişi mutlak bir hüner sahibi olup hayata öyle atılmalıdır.
Vakit nakittir : Zaman en değerli varlığımızdır. Hayatımızdaki en
küçük bir anı bile boşa geçirmemek lazımdır.
-Y-
Yabancı koyun kenarda yatar : Toplumdaki kişiler kısa zamanda büyük
yakınlık göstermedikleri için yeni gelenler yabancılık çekerler.
Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur : Hiçbir sebep yokken yaşama
düzeyi birden değişen, yükselen kişinin çaldığı ve rüşvet aldığı bellidir.
Yağmur yağsa kış olur, kişi halin bilse hoş olur : İnsanların
etraflarına karşı davranışları, kendi sosyal durumları ile orantılı
olmalıdır.
Yakasından atmak : Zorlu bir işi başkasına yüklemeye çalışmak.
Yalancı kim? İşittiğini söyleyen : İnsanlar her duyduklarını,
doğrulamadan başkalarına söylememelidirler.
Yalnızlık Hakk'a mahsustur : Tek başına olmak, Tanrı'ya ait bir
durumdur.
Yanık yerin otu tez biter : İnsanlara büyük ıstırap veren olaylar,
bir zaman sonra unutulur.
Yol sormakla bulunur : Bir işe doğru başlamak için bilmediklerimizi
sormak, öğrenmek lazımdır.
Yolundan giden yorulmaz : Yapacağı işin tekniğini iyi bilen,
uygulamasında deneyim sahibi olan kimse yapacağını önceden tespit eder,
sonra uygular. Sonuca sıkıntısız ulaşır. Bunları bilmeyenler ve
uygulamayanlar deneme yanılma yöntemi ile hem çok para, hem çok zaman
kaybederler. Hem de meydana çıkan iş arzu edilen düzeye erişmez.
Yük altında ancak eşek kalır : İnsanlık sıfatı olan kimse kendisine
yapılan iyiliğin altında kalmaz. Bir zaman bulur, karşılığını verir.
-Z-
Zahmetsiz rahmet olmaz : Çaba göstermeden, sıkıntı çekmeden arzu
edilen güzel ve iyi sonuçlara ulaşılmaz.
Zaman sana uymazsa sen zamana uy : İçinde yaşanılan zamanın
şartları, bizim düşünce ve davranışlarımıza uymayabilir. Kendi
düşüncelerimizi kabul ettirmek için etrafımızdakiler ile sürtüşmek doğru
değildir. Zamanın gidişine uymak,ona göre davranmak en çıkar yoldur.
Ziyan olan koyunun kuyruğu yağlı olur : Elden kaçırılan fırsatlar
küçük olsa da çok büyük görünür. Kişinin dilinden hiç düşmez. Hep
büyüterek ondan bahseder.
Zemheride sür de çalı ile sür : Tarlanın zemheride sürülmesi ekinin
iyi olması için çok önemlidir. Tarlayı dikkatli ve derin sürmek gerekir.
Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır :
Varlıklı kişi, parasının ve itibarının çokluğu ile olmayacak işlerini bile
kolaylıkla görür. Fakir ise parası olmadığı için en olacak işini bile
bitiremez.
Zenginin basması ipekli görünür : Zengin kişilerin giydikleri,
yedikleri en pahalısından seçilmiş zannedilir.
Zengin kesesini, züğürt dizini döver : Maddi durumu çok iyi kişiler
her zaman parası ile övünür. Züğürt ise arzuladığı iş parası olmadığından
yapamayacağı için üzülür. Istırap ve sıkıntı çeker. |
|
|
|